9 Temmuz 2018 Pazartesi

Marissa Meyer – The Lunar Chronicles (Ay Günlükleri) Serisi 3,5 – Levana



İngilizce Adı: Fairest

Seri: The Lunar Chronicles (Ay Günlükleri) Serisi 3,5

Basım Tarihi: Şubat, 2016

Yayınevi: Artemis

Sayfa Sayısı: 216

Çeviri: Beril Tüccarcıbaşı Uğur

Konusu:

AYNA, AYNA, SÖYLE BANA BENDEN GÜZELİ VAR MI DÜNYA’DA? YA DA AY’DA...

İki gezegen arasında aşklarını ne kadar sürdürebilirlerdi ki? Daha doğrusu, bir gezegen ve Ay arasında. Ya da her neyse.

Saf kötülüğün bir adı var. Aldatıcı maskelerin ardında gizleniyor ve gücü eline geçirmek için “büyü”sünü kullanıyor. Peki ama Kraliçe Levana kim? Yolu Cinder, Scarlet ve Cress’le kesişmeden yıllar önce, Levana’nın çok farklı bir hikâyesi vardı. Daha önce hiç anlatılmamış bir hikâye... Şimdiye kadar.

New York Times çoksatarı yazar Marissa Meyer, Levana’da büyüleyici kötü karakterinin geçmişini anlatıyor. Aşk ve savaş, ihanet ve ölüm üzerine unutulmaz bir hikâye. Üstelik “Ay Günlüğü” serisinin heyecan dolu final kitabı Winter’ın giriş bölümleri de sizi bekliyor.

Marissa Meyer – The Lunar Chronicles (Ay Günlükleri) Serisi 3 – Cress


İngilizce Adı: Cress

Seri: The Lunar Chronicles (Ay Günlükleri) Serisi 3

Basım Tarihi: 2015

Yayınevi: Artemis

Sayfa Sayısı: 560

Çeviri: Beril Tüccarcıbaşı Uğur

Konusu:

Daha ufacık bir kız çocuğuyken, cadı onu ne kapısı ne de merdiveni olan bir uzay uydusuna hapsetti.
Gelecekte bile,
KULEYE HAPSEDİLEN GENÇ KIZLAR VAR...

Cress, Cinder’ı Kraliçe Levana’nın hain planlarından haberdar etmek için her şeyi göze almıştı. Ancak ufak bir sorunu vardı. Çocukluğundan beri, hapsedildiği bir uyduda yaşıyordu ve ona eşlik eden tek şey internet bağlantılı ekranlardı. Elinde yalnızca bu ekranlar olunca, Cress’in de efsanevi bir hackera dönüşmesi kaçınılmazdı.

Bütün Dünya; Cinder, Kaptan Thorne, Scarlet ve Wolf’un peşindeydi. Onlar ise Levana’nın planlarını altüst etmek için Cress’i esir tutulduğu uydudan kurtarmaya ant içmişti. Ancak bir şeyler ters gitti ve ekip üyeleri uzayın ortasında birbirlerini kaybetti. Kraliçe Levana ise hiçbir şeyin İmparator Kai ile düğününü engellemesine izin vermemeye, dolayısıyla Cinder’ın peşini bırakmamaya kararlıydı.

Cress, Scarlet ve Cinder, Dünya’yı kurtarmaya gönüllü olmamıştı.

6 Temmuz 2018 Cuma

Marissa Meyer – The Lunar Chronicles (Ay Günlükleri) Serisi 2 – Scarlet


İngilizce Adı: Scarlet

Seri: The Lunar Chronicles (Ay Günlükleri) Serisi 2

Basım Tarihi: Ocak, 2015

Yayınevi: Artemis

Sayfa Sayısı: 272

Çeviri: Deniz Arı

Konusu:

DÜNYA YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYAYKEN, KÜLKEDİSİ İle KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ’IN YOLLARI KESİŞECEK…

Mekanik ustası sayborg Cinder hapishaneden kaçma planları yapıyor ancak bunu başarabilse bile dış dünyanın tehlikelerine karşı kendini nasıl koruyacak?

Dünya’nın diğer ucunda, Scarlet Benoit’nın büyükannesi günlerdir kayıp. Scarlet büyükannesini bulmasına yardımcı olabilecek bir sokak savaşçısı olan Wolf’la tanıştığında, başta bu yabancıya güvenmekte tereddüt ediyor. Ne de olsa sokaklar ‘kurt’larla dolu!

Yolları kesişen Scarlet, Wolf ve Cinder birlikte esrarengiz bir maceraya atılırken onları bekleyen yeni bir gizemden habersizler. Şimdi üç masal kahramanı da Ay Ülkesi kraliçesinin hep bir adım önünde olmak zorunda. Çünkü kötü kalpli kraliçe, yakışıklı prensi kendi kralı ve esiri yapmak için elinden geleni ardına koymayacak.

Cinder Hakkında:

“Sayborglar arasında bir beyaz atlı prens.”
-The Wall Street Journal

Marissa Meyer, Washington’ın Tacoma kasabasında doğup büyüdü. Henüz küçük bir çocukken kitaplara âşık olan Marissa, ergenlik yıllarından beri gençlik edebiyatı üzerine çalışıyor. Peri masallarına da büyük bir sevgi besleyen Marissa, gençlik günlerinden beri bu masalları yeniden kurguluyor ve bu tutkusundan da vazgeçecek gibi görünmüyor.

Marissa Meyer – The Lunar Chronicles (Ay Günlükleri) Serisi 1 – Cinder


İngilizce Adı: Cinder

Seri: The Lunar Chronicles (Ay Günlükleri) Serisi 1

Basım Tarihi: Ocak, 2015

Yayınevi: Artemis

Sayfa Sayısı: 312

Çeviri: Deniz Arı

Konusu:

Gelecekte bile, hikâye “bir varmış bir yokmuş” diye başlıyor…

İnsanlarla androidlerin yan yana dolaştığı Yeni Pekin’e hoş geldiniz.

Her ne kadar birlikte yaşamayı başarsalar da türlerin dostluğu sanıldığı kadar kolay değil.

Ölümcül bir veba insan nüfusunu tehdit ediyor. Ay İnsanları, Dünya’yı uzaydan izleyerek doğru zamanı kolluyor. Kimse Dünya’nın kaderinin tek bir kıza bağlı olduğunun farkında bile değil…

Becerikli bir mekanik ustası olan Cinder, herkesten saklasa da aslında bir sayborg. Üvey annesinin hakaretleri yetmezmiş gibi şimdi bir de üvey kardeşinin hastalanmasından sorumlu tutuluyor. Yakışıklı Prens Kai’in hayatına girmesiyle birlikte, Cinder birden kendini gezegenler arası bir anlaşmazlığın ortasında buluveriyor. Sorumluluk ve özgürlük, sadakat ve ihanet arasında kalan Cinder, Dünya’nın geleceğini koruma altına almak için önce kendi geçmişinin sırlarını açığa çıkarmak zorunda...

Yeniden kurgulanmış bu masalda Külkedisi ile tekrar tanışmaya ne dersiniz?

Marissa Meyer, Washington’ın Tacoma kasabasında doğup büyüdü. Henüz küçük bir çocukken kitaplara âşık olan Marissa, ergenlik yıllarından beri gençlik edebiyatı üzerine çalışıyor. Peri masallarına da büyük bir sevgi besleyen Marissa, gençlik günlerinden beri bu masalları yeniden kurguluyor ve bu tutkusundan da vazgeçecek gibi görünmüyor.

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Julie Garwood - Hiç Umudum Yokken



İngilizce Adı: Saving Grace

Seri: Yok

Basım Tarihi: Temmuz, 2018

Yayınevi: Epsilon

Sayfa Sayısı: 520

Çeviri: Kübra Tekneci

Konusu:

“Julie Garwood güzel kadın kahramanların cesur erkekleri yanına çektiği gibi okuyucuları cezbediyor.”
-USA Today

New York Times’ın çok satanlar listesine giren, kalp atışlarınızı hızlandıracak bu romanda, Julie Garwood özgürlüğü için mücadele etmeye kararlı, aşkın nadir ve beklenmedik hediyesiyle hayatı değişen genç bir kadının görkemli hikâyesini zekice kaleme alıyor.

Leydi Johanna dul kaldığı haberini alınca bir daha asla evlenmeyeceğine yemin etmişti. Henüz on altı yaşındaydı ama şimdiden ona bakanları etkileyen güzellikte altın saçlara ve güçlü bir iradeye sahipti. Fakat Kral John tekrar evlenmesini emredince her şey değişti. Sadık üvey kardeşinin bulduğu damat adayı ise yakışıklı İskoç savaşçı Gabriel MacBain’di.

Johanna ilk başta ürkekti ama Gabriel paylaşacakları muhteşem zevkleri ona nazikçe gösterirken, birbirlerine âşık olmaya başlayacaklardı. Çok geçmeden bütün Kuzey İskoçya klanı da haşin ve cesur lordlarının kalbini ona tamamen teslim ettiğini anlayacaktı. Ancak hiçbir mutluluk bedelsiz kazanılmazdı elbette. Korkunç bir kraliyet entrikası Gabriel’i karısından ayırmakla tehdit ettiğinde ikisi de birbirleri için savaşacaklardı.

"Dua etmeliyim," diye fısıldadı. "Kocam öldü. Dua etmeliyim."
Gözlerini kapatıp ellerini birleştirdi ve nihayet duasına başladı.
"Teşekkür ederim, Tanrım. Teşekkür ederim, Tanrım. Teşekkür ederim, Tanrım."

Not: Epsilon Yayınevi historical severler beklerken hiç haber vermeden sessizce yayınlamış. Ne diyelim teşekkür ederiz.