22 Nisan 2020 Çarşamba

Catherine Doyle – Blood for Blood Serisi 1 – İntikam


İngilizce Adı: Vendetta

Seri: Blood for Blood Serisi 1

Basım Tarihi: Haziran, 2017

Yayınevi: Yabancı

Sayfa Sayısı: 320

Çeviri: Pınar Polat

Konusu:

Konu intikam olunca aşk, işleri çıkmaza sokar.

Beş erkek kardeş mahallelerine taşınınca Sophie Gracewell’in hayatı değişmişti. Nicoli’ye karşı dayanılmaz bir çekim hisseden Sophie, kendini güçlü aileler tarafından yönetilen bir yeraltı suç ağının içinde bulmuştu. Fakat kardeşlerin karanlık sırları ortaya çıktıkça, Sophie de kendi ailesi hakkında acı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaktı. Savaş halindeki iki aile arasında seçim yapması gerekiyordu. Seçimini yaptığında ise kan dökülecek ve kalpler kırılacaktı.

“Doyle’ın savaşan aileler ve kavuşamayan âşıklarla dolu bu ilk romanı Romeo ve Juliet ile The Sopranos’un modern bir karışımı.”
-Publishers Weekly-

“Okurlar, Sophie ve Nic’in talihsiz aşkına, kaçamak öpücüklerine ve birbirlerine bakışlarına eriyecekler.”
-Kirkus Review-

“Hikâye çok ilginç bitiyor… İnanılmaz sürükleyici bir kitap. Sophie, Nic ve Luca’nın karakterleri üzerine çok düşünülerek yazılmış.”
-VOYA-

20 Nisan 2020 Pazartesi

Özlem Abut Otluoğlu - Mücevher Gözlü Anka



Basım Tarihi: Temmuz, 2018

Yayınevi: Sokak Kitapları Yayınları

Sayfa Sayısı: 448

Konusu:

“Defalarca Küllerinden Doğan Bir Kadının Hikâyesi”

Bir kadını takdimimdir... Görünümü değerli bir mücevher kadar parlak, iç dünyası yalın bir taş kadar soğuk ve tenha. Zümrüt yeşili gözlerinde isyan var. O, yenilgiyi inkâr etmeye ant içmiş, yangınların ardından küllerinden doğan bir Anka: Zümrüt Paşaoğlu…

Zümrüt’ün kaybolduğu labirent, kaderinden çıkış yolu ararken tehlikelerle doludur. Zengin ve saygın bir avukatın güzelliği dillere destan kızı da olsa hayatın gazabından kurtulamaz. Mesleği olan gazetecilikte zirveye yükselmesine rağmen var olma mücadelesi asla bitmez. Yüreğini kanırtan değersizlik hissi onu dibe çekerken, üvey annesinin sevgisizliği, çocukken uğradığı taciz, bulimia, kendinden dahi çok sevdiği adamın sıra dışı ihaneti, kocasının hakaretleri, mobbing, uğradığı tecavüz, evlat acısı ve imkânsız gibi görünen bir aşk ile nasıl başa çıktığının hikâyesidir “Mücevher Gözlü Anka”.

Eminim ki bu romanın sayfalarını okudukça Zümrüt Paşaoğlu’nun attığı sessiz çığlıkları işiteceksiniz, acıları belki size tanıdık gelecek. Her kadın, yüreğinin yangın yerinden göğe yükselen bir Anka değil midir zaten?

Olcay Şeker - Gölgeler


Basım Tarihi: Mart, 2020

Yayınevi: Ahbap Kitap

Sayfa Sayısı: 400

Konusu:

“Geçmiş insanın gölgesidir, asla peşini bırakmaz!”

Tuğrul ve Necla Öztürk çifti, sekiz yaşındaki oğulları Emre’nin son zamanlarda garip davranışlar sergilediğini fark ederler. Emre, daha evvel hiç söylemediği türde kötü sözler söyleyip, arkadaşlarına fiziksel şiddet uygulamaya başlamıştır. Daha da önemlisi, sadece kendisinin görebildiği bir arkadaşın varlığına inanmaktadır. Anne ve babanın, bir uzman yardımı almaktan başka çaresi kalmamıştır.

Psikoterapist Yağmur Ece Aydınoğlu, yalnız yaşayan ve geçmişinde yaşadığı kötü tecrübeleri; başkalarına yardım ederek unutmaya çalışan genç bir kadındır. Küçük kız kardeşinin ölümüne sebep olduğu olayı bir türlü aklından çıkaramaz. Neredeyse her gece, yanarak ölen kız kardeşi Damla’yı gördüğü kâbuslarından, kan ter içinde uyanmaktadır. Her şeye rağmen geçmişle baş edebildiğine inanmaktadır, Emre ile tanışana dek...

Sezgin Şahin, Yağmur’un yakın arkadaşıdır ve aynı meslekten olmasına karşın, geçimini başka bir yolla sağlamaktadır. Çocukluğundan beri, lanet mi yoksa yetenek mi olduğuna bir türlü karar veremediği bir özelliğe sahiptir. Sezgin, arkadaşı Yağmur’un ricası üzerine Emre ve hayali arkadaşı arasındaki ilişkiyi inceler. Emre’ye yalnızca kendisinin yardım edebileceğine inanıyordur.

Tüm yollar bir yerde kesiştiğinde, basit gibi görünen bu sorun; soluk soluğa bir gerilime dönüşecektir.


Yorumum:

Instagram hesabım @dendeninyorungesi nde yaptığım yorumdur.

Dün akşam bitirdiğim (evet okuma süreci boyunca akşamları okumaktan kaçınsam da, son yüz sayfada kendime engel olamayıp okudum) ve bitince derin bir nefes alıp yorum için sabahı beklediğim bir kitabın yorumu ile geldim. 

Olcay Şeker'den Gölgeler.
Kitabı akşamları okumadığım gibi, tek başına okumadım ve @okuyan_kadinlar_kulubu ile okuma sürecinde bol sohbetli bir okuma yaptığımız halde, nedense okuyan arkadaşımızın ben bitirdim deyip gruptan hızlı bir çıkış yaptığı muhteşem bir okuma yaptık. Oysa kimse kimseyi korkutmadı 👀

Kitabımızın gerilim dozu biraz yüksekti. Ve kapattığımda güzeldi, dedirtti.

Kitabımıza gelince. Emre, mimar babası, ünlü bir yazar olan annesi ile ideal aile görüntüsüne sahip bir çocuktur. Fakat akşam olup herkes evde toplandığında, Emre yine tek başına odasında kalmaktadır ve hep bir kardeş özlemi vardır. İşte hayatı bu şekilde devam ederken, Eren ile tanışır, konuşur. Fakat bu arkadaşlık çevrede alay konusu olur. Çünkü Eren'i sadece Emre görebilmektedir. Bu Emre'yi durdurmaz ama öyle anlar olmaktadır ki, çevresine kaba söz ve davranışlarda bulunmakta ama sanki o davranışları yapan, sözleri söyleyen kendi değilmiş gibi hissetmektedir. Okul bu davranışları aileye bildirince, anne ve baba bir uzmandan yardım almaya karar verir. 

Yağmur ve Sezgin burada devreye girer. Geçmişteki pişmanlıkların peşlerini bırakmadıkları iki insan.
Kitabı okurken Eren'e hak vermedim değil, seçimler neye göre kime göre, seçim yapmaya hakkımız var mı? Bu seçim konusu ömrümde çevremde iki kere karşıma çıktı ve hep nasıl yapabildiler diye düşündüm.
Sonunu çok beğendim. Ustaca kurgulanmış. Karakterler yerine oturmuş.
Emeğinize sağlık @olcaysekerofficial okurken gerildiğim kadar sorgularken buldum kendimi.
Görüşmek üzere 👀

18 Nisan 2020 Cumartesi

Kırmızı Mercimek Köftesi




(Vaktiniz varsa birkaç saat önceden ıslatın, çıt çıt açılsınlar)


Merhaba,

Tariflerden gidiyorum gibi geliyor size değil mi?

Aslında hiç öyle değil. Eski gönderilerimi güncelliyorum arka planda. Yeniden paylaşmıyorum çünkü google daki yerini kaybetmesin diye. Bir kere yaptım, sıfırladım öyle çünkü. Yanlış biliyorsam düzeltin. Aklıma gelirse güncellenme tarihini yazıyorum, gelmezse kalıyor. 

Neden güncelleme, çünkü ben genel olarak kitap seri bilgileri veriyorum, yeni çıkan kitaplara çok geçiş yapamadım. Neden? Çünkü çok kararsız gidip gelişler yaşadım. Ve bir türlü günceli yakalayamadım.

Önce blogum vardı. Blogcuda eşim açmıştı sürpriz olarak. Özden Ak idi adı. İçime sinmedi. Herkesin değişik değişik isimleri vardı benim adım soyadım. Ama pişmanım. Güzel isim. (Yıl 2005 sanırım ve şu anda nette bulamadım o blogu)

Sonra düşündüm taşındım Dendenin Yörüngesi diye isim buldum. Niye içinde her şey olacaktı.Virüs bulaştı diye sürekli mesaj gelince kapatmak zorunda kaldım (bu blogu daha sonra isim olarak almak istedim, kullanılmaz dedi, şimdi kaldırıldı diyor. Yıl 2007 sonrası)

Sonra bloggerda değişik bloglar açtım. Kitaplardan Haber Var mesela. Kapattığım için pişmanım. Oradan devam edebilirdim. Güzel bir hareketliliği vardı. 

Sonra buraya geldim. Adını il zamanlar sadevesevimli koydum, yani ben. Sonra içime sinmedi Hayat Kitapla Güzel oldu. Aktif oldum mu hayır. Ama arada geldim iki tıngırdattım gittim.

Sonra instagramda kişisel hesabım dendenak üzerinden kitap resimleri atmaya başladım. Epey sonra yorum eklemeye başladım ki o arada kuruluşundan itibaren içinde yer almış olmaktan çok gurur duyduğum Okuyan Kadınlar Kulübü instagram üzerinden başladı. 

Sonra baktım instagramda yeni özellikler geliyor ve ama benim hesabıma gelmiyor o özellikler, deneme olarak bir hesap açtım, baktım onda var bu özellik. Gönderileri hikayeye atma özelliği. Hikayelerde sabitleme özelliği ile sınıflara ayırmak isteği içinde olduğumdan biraz kıvrandım baktım olmuyor. Gözümü kapatıp taşıdım hesabı. Bu arada kişiselden dönüşen hesabım 2.500 takipçi olmuştu ve yapma diyenler oldu. Ama bu beni durdurmadı. Dendenin Yörüngesi'ne taşındım.  

İlk yıl sadece kitap olarak gittim. İş yoğunluğu vs. ilk açışta düşündüğüm yeniliklere yer veremedim. Ama bu ismi ilk düşündüğüm zaman (2007) düşüncem neyse yeni yeni yapabiliyorum.

Bu günlük bu kadar. Kırmızı Mercimek Köftesi tarifi görselde. Buraya iletişimsiz hayatımın iletişimini bıraktım gidiyorum.

Görüşmek üzere.

Not: Bu arada iki yıl .com adresinde yazmam varki, neden diyorum kendime, mis gibi ücretsiz bloglar varken🥰 şimdi .com bağlantılı olanı kapattım ve uzantısı wp olan kaldı. Ama güncellemiyorum. Çünkü kullanımı buradan daha zor. Blogger bana göre daha kolay. 

15 Nisan 2020 Çarşamba

Keçi Patisi


Merhaba,

Bugün bir misafirim var. Ama sadece bloguma. Sosyal izolasyondayız merak etmeyin. Instagramdan ve Okuyan Kadınlar Kulübü'nden arkadaşım Duygucan Yirtiksayfa. Kendisi kitaplar hakkında spoiler vermeye bayılır ve evde kaldığımız bu günlerde mutfakta harikalar yaratıyor. 

Dün ben pişi tarifimi yazdım deyince benim keçi patilerimide yaz dedi hemen tarifi ve fotoğrafı gönderdi. 

Tarife geçiyorum.

Malzemeler:

Normal bir su bardağı kullanılmıştır.

2,5 su bardağı un
1 su bardağı yoğurt
1 paket kabartma tozu
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı tuz

Kızartmak için yağ

Yapılışı:

Yoğurt ve sıvı yağı çırparak karıştırın. 

Kabartma tozu ve tuzu ekleyin.

Unu azar azar pürüzsüz bir hamur elde edene kadar ekleyin. Unu mutlaka eleyerek kullanın ve unun kalitesine göre kullanılan miktarın değişeceğini unutmayın.

Yağı kızdırın.

Hamurdan parçalar koparıp, silindir haline getirin ve V şekli vererek kızgın yağa atın, altın rengi olana kadar kızartın.

Afiyet olsun. 

Not: Duygucum ters V demiş. Fotoğrafa baktım çözemedim tersi ile düzü arasındaki farkı :)

Görüşmek üzere.