12 Mayıs 2020 Salı

Fatma Aliye - Refet


Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Senem Timuroğlu

Basım Tarihi: Kasım, 2018

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Konusu:

Refet, Türk edebiyatında yer alan ilk kadın öğretmen başkarakterdir. Türkçenin ilk kadın romancısı Fatma Aliye’nin kaleminden çocukluktan genç kadınlığa, elindeki tek sermayesi aklı olan yoksul bir kızın öğretmen okulundan mezun olarak tek başına ayakları üzerinde durma hikâyesini okuruz. Refet farklı kadınlıkları, sınıflar arası kadın dayanışması ve kadınların gündelik yaşamlarını oldukça yalın bir biçimde anlatır.

Fatma Aliye (Topuz) (1862- 1936) 1889’da “Bir Kadın” imzasıyla çevirdiği, George Ohnet’den Meram romanıyla edebiyat dünyasına ilk adımını atar. 1891’de yayımlanan ikinci yapıtı Hayal ve Hakikat’i Ahmet Mithat’la yazar. Çok geçmeden sırasıyla Muhadarat, Refet, Levayih-i Hayat, Udi ve Enin romanları kendi adıyla yayımlanır. Refet ve Udi Türk edebiyatının çalışıp ayakları üzerinde duran ilk kadın karakterlerini anlatır. Romanlarındaki başkarakterlerin hepsi mücadeleci ve güçlü kadınlardır. Yapıtları yurtdışında ilgi görür. Udi romanı 1899’da Gustave Séon tarafından Fransızcaya çevrilir. Ev ziyaretleri yapan Avrupalı kadın gezginlerin Osmanlı kadını hakkındaki yanlış izlenimlerini değiştirmek için kaleme aldığı Nisvan-ı İslam 1894’te Rus şarkiyatçısı Olga de Lebedef ve Nazimé Roukié tarafından Fransızcaya ve Beyrut’ta tefrika edilmek üzere Arapçaya çevrilir. 1893 Chicago Kitap Fuarı için hazırlanan “The Woman’s Library of The World’s Fair” adlı kataloğunda biyografisi ve kitapları yer alır. Filozofların biyografilerinden oluşan Teracim-i Ahval-i Felasife adlı yapıtıyla felsefi bir deneme olan Tedkik-i Ecsam Türkiye’de bir kadın kaleminden çıkan ilk felsefe yapıtlarıdır.

Kosova Zaferi ve Ankara Hezimeti ile yarım kalan Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı bir kadın yazara ait ilk tarih yapıtlarıdır. İslam’ın ilk zamanlarında yaşamış kadınların biyografilerini yazdığı Nâmdârân-ı Zenân-ı İslâmiyân çalışması ise bugün yeni yeni oluşmaya başlayan feminist tarih bilincinin erken örneğidir. Kadınlara ait en uzun süreli yayın olan Hanımlara Mahsus Gazete’nin ilk günden itibaren etkin bir kalemi olan Fatma Aliye, makalelerinde İslam’ı ataerkil yorumlarından sıyırarak yorumlamayı önerir ve çokeşliliği, evlilik ve örtünmeyi bu yaklaşımla ele alır. Fatma Aliye, döneminde büyük bir cesaret, inat ve direniş sergileyerek kalemi elinden bırakmamış, kendinden sonra gelen kadın edebiyatçıları da yazılarıyla desteklemiştir.



Yorumum:

@okuyan_kadinlar_kulubu ile her ay @isbankasikulturyayinlari yayın sırasıyla (isteyen başka yayınevinden okuyabilir) her ay bir Türk klasiği okuyoruz.

Bu ay sıra Fatma Aliye'den Refet'yeydi.

Fatma Aliye ilk Türk kadın romancı. Çeviriler yapmış. Yurt dışında tanınmış. Romanlarında kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan Osmanlı kadınını yazmış. Refet de onlardan biri.

Refet, babası küçük yaşta ölünce üvey kardeşlerinden dayak ve eziyet görmüş, aynı şiddeti kendisi ile yaşayan annesi elinde avucunda ne varsa satarak onu İstanbul'a getirmiştir. Zengin akrabalardan bir iyilik bulamayan anne çamaşıra giderek kızını okutmuş, başarılı bir öğrenci olmuştur Refet. Öğretmen olmak istemektedir ki annesini çalıştırmasın, kendi ayakları üzerinde durabilsin. Biz Refet'in, annesinin, Şule'nin üzerinden kimsesiz kadınların hayatta kalma mücadelesini okuyoruz kitapta.

Yüz yıldan daha fazla zaman önce yazılsa da bugünün kadınlarına güzel dersler veren bir kitap Refet. Ayaklarınızın üzerinde durun, eğitiminizi tamamlayın, meslek sahibi olun, kendinize güvenin, güzel dostlar edinin, vaktinizi boşa harcamayın. Ve belki daha fazlası.

Yeni bir kitap yorumunda görüşmek üzere 💜

Not: Yorum instagram hesabım Denden'in Yörüngesi'nde paylamış olduğum yorumdur. 

9 Mayıs 2020 Cumartesi

Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah


Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Ali Faruk Ersöz

Basım Tarihi: Kasım, 2018

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Konusu: 

Halit Ziya, ustalık döneminin ilk romanı kabul edilen Mai ve Siyah’ta, dönemin basın dünyasını matbaacısından yayın yönetmenine, yazarından eleştirmenine özgün karakterlerle betimlerken, hikâyesini sızılı bir sevdayla bezemeyi de ihmal etmemiştir. Romanın trajik baş karakteri Ahmet Cemil’de, yazarın çeşitli memuriyetlerle yazarlık arasında gidip gelen ikili yaşantısı ve Edebiyat-ı Cedide topluluğunun bakış açısını bulmak mümkündür.

Halit Ziya Uşaklıgil (1867-1945) Tanınmış Uşakizade Ailesinin üyesi olarak çocukluğu İstanbul’da, ilk gençliği İzmir’de geçti. Eski tarzda Arapça ve Farsça öğrenim gördü. Aydın görüşlü babası Hacı Halil Efendi’nin elinden düşürmediği Hafız-ı Şirazî’nin Divan’ı ile Mevlânâ’nın Mesnevi’siyle yetişti. İstanbul’da yaşadığı yıllarda, Gedikpaşa’da Güllü Agop’un oyunlarını izleme fırsatı buldu. Özel Fransızca dersleri aldı. Yazı hayatı Avusturyalı Katolik rahiplerin yönettiği Mechitariste’de okurken başladı. On beşinde ilk yazısı yayımlandı. İzmir’de tanınan, Fransız edebiyatçı Auguste de Jaba onu Mechitariste’ye hazırlarken bir de roman çevirtti. Okuldan ayrıldığında ilk işi şair Tevfik Nevzat’la Nevruz adlı bir dergi çıkarmak oldu (1884). Ardından Hizmet gazetesini yayımladı. İzmir Rüştiyesi’nde Fransızca öğretmenliği, Osmanlı Bankası’nda çevirmenlik yaptı. 1893’te İstanbul’daki Reji İdaresi’nde başkâtipliğe ve II. Meşrutiyet’in ilanıyla reji komiserliğine getirildi. 1909’da İttihat ve Terakki’nin önerisiyle V. Mehmed’in mabeyn başkâtipliğine atandı. Darülfünun’da Batı edebiyatı ve estetik dersleri verdi. Siyasal görevlerle Fransa, Almanya ve Romanya’ya gitti. Bu yoğun çalışma hayatının içinde yazarlığını da ilerletti. 1896’da Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katılıp Servet-i Fünun’da kendisine büyük ün kazandıran romanlarını tefrika etmeye başladı. İlk büyük romanı Mai ve Siyah yayımlandığında büyük ses getirdi. Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar ve pek çok hikâyesi peş peşe geldi. 1901’de yazarlığı bıraktığını duyursa da II. Meşrutiyet’ten sonra yazmaya devam etti, ancak bu dönem yazdıklarını 1923’e kadar ortaya çıkarmadı. İlk romancılarımız Namık Kemal ve Ahmet Mithat olarak anılsa da edebiyatımız Halit Ziya ile çağdaş romanın gerçek örneklerine kavuşur.

8 Mayıs 2020 Cuma

Şemsettin Sami - Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat


Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Ömer Aslan

Basım Tarihi: Ekim, 2018

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Konusu:

İlk görüşte âşık olan Talat ve Fitnat’ın trajik hikâyelerinin anlatıldığı Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat romanı, dönemin kadın erkek ilişkilerini, görmeden yapılan evliliklerin doğurduğu sorunları ele alır. Hemen her yaştan ve sınıftan kadının aile ve toplum içindeki konumlarına ilişkin meselelerini hikâye eden yazar, bununla da yetinmeyip Talat’ı kadın kılığında, tebdil-i kıyafet İstanbul sokaklarında dolaştırarak yaşadıklarını anlatır.

Şemsettin Sami (1850-1904) Dil bilgini, gazeteci, sözlükçü, yazar Şemsettin Sami, Yanya’nın Fraşer kasabasında doğdu. Fraşer’de başladığı öğrenim hayatına Yanya’da, bir Rum okulunda devam etti. Bu okulda İtalyanca, Rumca, Eski Yunanca ve Fransızca öğrendi, bir yandan da özel hocalardan aldığı derslerle Farsça ve Arapçasını ilerletti. 1871’de İstanbul’a giderek Matbuat Kalemi’ne girdi. 1872’de Hadika’da gazetecilik hayatına atılan Şemsettin Sami, aynı yıl edebiyatımızın ilk telif romanı sayılan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı yayımlamaya başladı. Trablusgarp, Sabah, Tercüman-ı Şark gazeteleriyle Aile ve Hafta dergileri onun gazetecilik ve dergicilik alanındaki diğer önemli faaliyetlerindendir. Fransızcadan İhtiyar Onbaşı ve Galetée oyunlarını tercüme edip yayımlar. Daha sonra Besa yahut Ahde Vefa adlı oyunu yazar ve oyun Osmanlı Tiyatrosu’nda sahnelenir. Seydî Yahya, Gâve yazarın tiyatro türündeki diğer yapıtlarıdır. Sefiller, Robinson gibi önemli eserleri dilimize kazandırır. Cep Kütüphanesi serisinde mitolojiden kadınlara, İslam medeniyetinden astronomiye çok çeşitli konularda ansiklopedik nitelikte küçük kitaplar yazar. Bütün bu çalışmalarının yanı sıra asıl dikkatini dil üstünde toplayan Şemsettin Sami, Kamus-ı Fransevî (Fransızcadan Türkçeye/Türkçeden Fransızcaya sözlük) ve Kamus-ı Türkî (Türkçe sözlük) gibi iki önemli sözlük ile altı ciltten oluşan ansiklopedisi Kamusü’l-a’lâm’ı hazırlar. Ömrünün son yıllarında Türkçenin en eski eserlerini araştırmaya yönelen yazar, Orhun Abideleri ve Kutadgu Bilig üzerine çalışmıştır. Kültür dünyamıza dil çalışmaları, sözlük ve ansiklopedi yazarlığı, çeviri, roman ve oyunlarıyla önemli katkılar sağlamış Şemsettin Sami’nin eserlerine Türk Edebiyatı Klasikler Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.



7 Mayıs 2020 Perşembe

Ahmet Mithat Efendi - Felatun Bey ile Rakım Efendi


Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Emrah Balcı

Basım Tarihi: Ağustos, 2018

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Konusu:

Felâtun ve Râkım yakın muhitlerde, biri alafranga özentisi bir babanın elinde, diğeri babası ölünce zor koşullarda, anne ve dadısının fedakârlıklarıyla büyümüş yirmili yaşlarda iki arkadaştır. Felâtun Bey şık giyinmenin, gezip tozmanın peşinde, Batı özentisi bir tiptir; Râkım Efendi ise çalışkan, kendini yetiştirmiş, Doğu ve Batı kültürlerini özümsemiş biridir. Ahmed Midhat Efendi birbirine bütünüyle zıt bu iki tipi çeşitli olaylar içinde, kimi zaman oldukça mizahi bir dille karşılaştırarak ideal bir tip yaratır. Yazarın yaşamöyküsüyle paralellikler de taşıyan roman, Batılılaşma eşiğindeki toplumun meselelerini bu yeni kültürü sindiremeyen alafranga züppe tipiyle ortaya koyar.

Ahmed Midhat Efendi (1844-1912) Tanzimat devrinin önde gelen yazarlarındandır. Gazetecilikle başladığı yazı hayatına hikâye ve roman yazarlığını da ekleyerek çeşitli alanlarda sayısı yüz elliyi bulan eser kaleme almıştır. Yazıyı halkı eğitmek için bir araç olarak gördüğünden ansiklopedik bilgilerle dolu eserlerinde okuyucuyla daima diyalog halindedir. Sofya’da Tuna gazetesinde önce yazar, daha sonra başyazar olarak gazeteciliğe adım atar. Midhat Paşa’yla gittiği Bağdat’ta ressam Osman Hamdi Bey, Muhammed Zühavi ve Şirazlı Bakır Can Muattar gibi isimlerin de bulunduğu oldukça geniş kültürlü bir çevreye girerek Batı ve Doğu kültürleri üzerine bilgisini derinleştirir. Tahtakale’deki evinde kendi matbaasını kurup kitaplarını yayımlamaya başlar. Bir yandan da yayımladığı Devir, Bedir, Dağarcık, Kırkambar gibi gazete ve dergilerle gazeteciliğe devam eder. Yazılarından dolayı Abdülaziz yönetimi Namık Kemallerle birlikte onu da sürgüne gönderir. Üç yıl süren Rodos sürgününde çocuklar için bir okul açarak ders vermeye başlar ve ilk romanlarını yazar. İstanbul’a döndüğünde çeşitli memuriyetlerde bulunur ve Türk basın tarihinin en uzun soluklu gazetelerinden Tercüman-ı Hakikat’i kurar. Hemen her konuda, üstelik yeni tekniklerle de yazan Ahmed Midhat’ın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikler Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.


Yorumum: 

@okuyan_kadinlar_kulubu ile bu ay (nisan 2019) okuduğumuz #türkklasikleriserisi kitabımızı da bitirmiş bulunmaktayım dün itibarıyla. Kulüp arkadaşlarımın "nihayet" demediklerini biliyorum çünkü sakın demeyin dedim, "demeyiz" dediler.

Kitabımız kıssadan hisse çıkarılabilecek türdendi. Yazar anlatımda sık sık bizimle konuşmuş, hatta arada kendi kendine bile konuşmuştur. Samimi ve mizahi bir anlatımın yanında, usta bir kalem olduğunu hissettirmiştir.

Kitaba konu olan iki karakter Felatun Bey ve Rakım Efendi gibi görünse ve Felatun bey ile başlasa da kitap, bir yerden sonra hep Rakım'ı okuyup, Felatun'u gelip geçerken görür oluyoruz. Zaten Rakım'ın hayatını da merak ediyoruz haliyle. (Yazar gibi bende buraya bir ara ses vereyim. Tamam Batılılaşma ve biri özenen biri eski usul davranan iki genç adam üzerinden ilerlese de konu, ben Rakım ile Canan, Rakım ile Josephino, Rakım ile Margaret ve Can meseleleri ne sonuca varacak pek merak ettim. Bir Türk klasiğinde burası mı dikkatini çekti derseniz, kitabın tümünü dikkatle okudum ama yazar öyle ser verip sır vermeyen şekilde yazmış ki, okuyucu olarak bizim bilmemiz gereken kısımları sonradan öğreniyoruz.) Sonuçta güzel bir Türk klasiğini daha okumuş olduk. Gelecek ay 9 numaralı klasikte görüşmek üzere.

Not: İnstagram hesabım Dendenin Yörüngesi için yazdığım yorumdur.

Samipaşazade Sezai - Küçük Şeyler


Günümüz Türkçesine Uyarlayan: Salih Bora

Basım Tarihi: Temmuz, 2018

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Konusu: 

Küçük Şeyler sıradan insanın başına gelmesi muhtemel sıradan olayları, acıları, ümitleri, hayal kırıklıklarını, yani kimi hayat gerçeklerini ve bu gerçekler karşısında yaşanan duyguları ele alıyor.

Ağaçların kesilmesine üzüntü duymamız, kuş sesleriyle neşelenip aşk uğruna acı çekmemiz, bir tebessümle umutlanıp kurduğumuz hayallerin yıkılıvermesi gibi olağan ama okuru derinden etkilemeyi başaran hikâyelerdir bunlar. Türk edebiyatına modern anlamda hikâyenin ilk örneklerini kazandıran Samipaşazade Sezai, Küçük Şeyler için yazdığı önsözde, neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulayarak hikâyenin gücünün ayrıntıda gizli olduğunu ve güzel yazıldığı sürece basit konuların da önem kazanacağını söyler.

Samipaşazade Sezai (1859-1936) İstanbul’da doğan Sezai’nin çocukluk ve ilkgençlik yılları Maarif nazırlığı da yapmış olan babası Sami Paşa’nın Taşkasap’taki büyük konağında geçer. Bu konak dönemin meşhur fikir adamlarına, yazar ve şairlerine ev sahipliği yapan önemli bir buluşma noktasıdır. Sezai burada pek çok yazar ve şairle tanışır. Özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca dersleri alır. Gençlik yıllarında oldukça etkilendiği Namık Kemal ve yakın dostu Abdülhak Hamit’in yenilikçi düşüncelerini benimseyen Sezai, 1880’de Londra Sefaretine ikinci kâtip olarak atanır. Burada Batı edebiyatını, özellikle Shakespeare’in eserlerini inceleme imkânı bulur. Londra’da geçirdiği bu zaman onun düşünce dünyasını ve edebi ufkunu genişletir. 1901’e kadar İstanbul’da Hariciye Nezareti’nde muavinlik görevini sürdürür. İstanbul’da geçirdiği 1886-1901 yıllarında Sergüzeşt’i, Küçük Şeyler’i ve Rumûzü’l-Edeb’i yayımlar. İstanbul’un alafranga dünyasına yönelik ilk köklü saptamalar onun eserlerinde belirir. Sergüzeşt’te esirlik ve özgürlük kavramlarını işlemesi hükümetin takip çemberine girmesine neden olur ve 1901’de Paris’e kaçar, burada Jön Türkler’e katılır. Tanzimat dönemi yenilikçi edebiyatın öncülerinden Samipaşazade Sezai’nin seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.


Yorumum:

@okuyan_kadinlar_kulubu Mart ayı #türkklasikleriserisi nde bu ay Samipaşazade Sezai'nin Küçük Şeyler kitabını okuduk. İş Bankası Kültür Yayınları hızla bu seriden kitaplar yayınlamaya devam ediyor ve bizde numara sırasına göre (burası çookkk önemli) okumaya devam ediyoruz🥰🥰🥰

Küçük Şeyler kısa öykülerden oluşan bir kitap. Konusu insanın başına gelmesi ihtimalindeki olayların ve bu olaylar karşısındaki insan davranışları, duyguları olarak özetlenebilir ki bunu ben değil, günümüz Türkçesiyle hazırlayan Salih Bora söylüyor. 

Ben bu eseri okurken günümüz Türkçesiyle okumak neden daha iyi (kendim açısından çünkü kitabın orijinal yazımındaki dile tamamıyla yabancıymışım) diye bir kez daha gördüm. Bir Kitabe-i Seng-i Mezar hem orijinal haliyle hem Türkçeleştirilmiş haliyle yer alıyor ve ne kadar gözlerim okuyor gibi yapsa da aslında beynimde pek bir şey ifade etmedi orijinal hali.

Benim kitap bittiğinde aklımda Kediler ve Düğün öyküleri daha kalıcı olarak yerini aldılar.
Yeni bir kitap yorumunda görüşmek üzere.

Not: İnstagram hesabım Dendenin Yörüngesi'nde paylaştığım yorumdur.