18 Nisan 2020 Cumartesi

Kırmızı Mercimek Köftesi




(Vaktiniz varsa birkaç saat önceden ıslatın, çıt çıt açılsınlar)


Merhaba,

Tariflerden gidiyorum gibi geliyor size değil mi?

Aslında hiç öyle değil. Eski gönderilerimi güncelliyorum arka planda. Yeniden paylaşmıyorum çünkü google daki yerini kaybetmesin diye. Bir kere yaptım, sıfırladım öyle çünkü. Yanlış biliyorsam düzeltin. Aklıma gelirse güncellenme tarihini yazıyorum, gelmezse kalıyor. 

Neden güncelleme, çünkü ben genel olarak kitap seri bilgileri veriyorum, yeni çıkan kitaplara çok geçiş yapamadım. Neden? Çünkü çok kararsız gidip gelişler yaşadım. Ve bir türlü günceli yakalayamadım.

Önce blogum vardı. Blogcuda eşim açmıştı sürpriz olarak. Özden Ak idi adı. İçime sinmedi. Herkesin değişik değişik isimleri vardı benim adım soyadım. Ama pişmanım. Güzel isim. (Yıl 2005 sanırım ve şu anda nette bulamadım o blogu)

Sonra düşündüm taşındım Dendenin Yörüngesi diye isim buldum. Niye içinde her şey olacaktı.Virüs bulaştı diye sürekli mesaj gelince kapatmak zorunda kaldım (bu blogu daha sonra isim olarak almak istedim, kullanılmaz dedi, şimdi kaldırıldı diyor. Yıl 2007 sonrası)

Sonra bloggerda değişik bloglar açtım. Kitaplardan Haber Var mesela. Kapattığım için pişmanım. Oradan devam edebilirdim. Güzel bir hareketliliği vardı. 

Sonra buraya geldim. Adını il zamanlar sadevesevimli koydum, yani ben. Sonra içime sinmedi Hayat Kitapla Güzel oldu. Aktif oldum mu hayır. Ama arada geldim iki tıngırdattım gittim.

Sonra instagramda kişisel hesabım dendenak üzerinden kitap resimleri atmaya başladım. Epey sonra yorum eklemeye başladım ki o arada kuruluşundan itibaren içinde yer almış olmaktan çok gurur duyduğum Okuyan Kadınlar Kulübü instagram üzerinden başladı. 

Sonra baktım instagramda yeni özellikler geliyor ve ama benim hesabıma gelmiyor o özellikler, deneme olarak bir hesap açtım, baktım onda var bu özellik. Gönderileri hikayeye atma özelliği. Hikayelerde sabitleme özelliği ile sınıflara ayırmak isteği içinde olduğumdan biraz kıvrandım baktım olmuyor. Gözümü kapatıp taşıdım hesabı. Bu arada kişiselden dönüşen hesabım 2.500 takipçi olmuştu ve yapma diyenler oldu. Ama bu beni durdurmadı. Dendenin Yörüngesi'ne taşındım.  

İlk yıl sadece kitap olarak gittim. İş yoğunluğu vs. ilk açışta düşündüğüm yeniliklere yer veremedim. Ama bu ismi ilk düşündüğüm zaman (2007) düşüncem neyse yeni yeni yapabiliyorum.

Bu günlük bu kadar. Kırmızı Mercimek Köftesi tarifi görselde. Buraya iletişimsiz hayatımın iletişimini bıraktım gidiyorum.

Görüşmek üzere.

Not: Bu arada iki yıl .com adresinde yazmam varki, neden diyorum kendime, mis gibi ücretsiz bloglar varken🥰 şimdi .com bağlantılı olanı kapattım ve uzantısı wp olan kaldı. Ama güncellemiyorum. Çünkü kullanımı buradan daha zor. Blogger bana göre daha kolay. 

15 Nisan 2020 Çarşamba

Keçi Patisi


Merhaba,

Bugün bir misafirim var. Ama sadece bloguma. Sosyal izolasyondayız merak etmeyin. Instagramdan ve Okuyan Kadınlar Kulübü'nden arkadaşım Duygucan Yirtiksayfa. Kendisi kitaplar hakkında spoiler vermeye bayılır ve evde kaldığımız bu günlerde mutfakta harikalar yaratıyor. 

Dün ben pişi tarifimi yazdım deyince benim keçi patilerimide yaz dedi hemen tarifi ve fotoğrafı gönderdi. 

Tarife geçiyorum.

Malzemeler:

Normal bir su bardağı kullanılmıştır.

2,5 su bardağı un
1 su bardağı yoğurt
1 paket kabartma tozu
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı tuz

Kızartmak için yağ

Yapılışı:

Yoğurt ve sıvı yağı çırparak karıştırın. 

Kabartma tozu ve tuzu ekleyin.

Unu azar azar pürüzsüz bir hamur elde edene kadar ekleyin. Unu mutlaka eleyerek kullanın ve unun kalitesine göre kullanılan miktarın değişeceğini unutmayın.

Yağı kızdırın.

Hamurdan parçalar koparıp, silindir haline getirin ve V şekli vererek kızgın yağa atın, altın rengi olana kadar kızartın.

Afiyet olsun. 

Not: Duygucum ters V demiş. Fotoğrafa baktım çözemedim tersi ile düzü arasındaki farkı :)

Görüşmek üzere.



14 Nisan 2020 Salı

Kazakistan Pişisi


Merhaba,

Biraz içimi döküp tarife geçeceğim. Aslında amaç içimi dökmek sanırım.

Bolca isim değiştiren blogum en son bu isimle yoluna devam ediyor. Hayat Kitapla Güzel. Ama ben bu ismi aldıktan belli bir süre sonra bundan da bıkmıştım. Çünkü her söyleyişte içimden aile, sağlık diye daha öncelikli kıymetlilerim geçiyordu. Ama bu blogumun adı her zaman diğerleri tam olunca tadı olan bir şey. Hayat Kitapla Güzel ama ailen yanındaysa (son iki yıldır eşimin gurbette olması), Hayat Kitapla Güzel ama ah bu pandemi olmasa.

Korona salgını başladığı günlerde akupunkturla zayıflama, migren, vertigo için doktora gidip gelmeye başlamıştım ve dünya korona haritasını ilk doktorun bilgisayarında görmüştüm. Yanlış hatırlamıyorsam rakam 42 bin civarıydı. Ve günlerden cuma idi. Yine yanlış hatırlamıyorsam pazartesi okula gidince (nöbetçiydim) boş dersi olan bir sınıfta bu haritayı akıllı tahtadan açtım ve rakam 70 binleri geçmişti ve öğrencilere hem virüsü anlatıp, sayının birden iki günde hızla arttığını söylemiştim. Şimdi dünyamızın geldiği nokta iki milyona yaklaştı. Göre göre bu noktaya geldik. Elimizden bir şey gelmiyor. 48 yıllık hayatımda ilk defa böyle bir şey görüyorum. Daha önce virüsler çıkmadı mı ortaya, çıktı. Domuz gribi, kuş gribi, ebola duyduk hep. Ama evinizden çıkmayın diye günde onlarca kez şehir anonsu yapılıp, televizyonda hep aynı uyarı dönecek şekilde bir salgın ilk defa gördüm, görüyoruz.

Bir bilim kurgu filminin içine sıkışmış gibiyiz. Kahraman bir grup bizi kurtarsın diye bekliyoruz. Bizim kahraman grubumuz doktorlarımız, hemşirelerimiz, paramediklerimiz, sağlık çalışanlarımız ve bilim insanlarımız. 

Konfor alanımız evlerimiz birden hapishanelerimiz oldu. Her gün işe gidip akşamları kendimizi zar zor, yorgun argın içeri atarken, hafta sonları şöyle ayağımı uzatıp rahatça oturayım isterken (ama evde kaldığımız o günlerde hafta içi biriken ev işleriyle uğraşırken) birden dört duvarımız arasında sıkışıp kaldık. Çaresizce. 

Üstelik dışarıda hala akıp giden bir hayat var. Ben markete bile öteleyerek giderken, evine ekmek götürmek için çıkıp çalışanlar var. 

Bugün bu kadar. Tarife geçmeden önce maya konusuna geleyim. Dediğim gibi okullar tatil edilmeden bir süre önce diyetteydim ve glutensiz beslenme tavsiye edilmişti. Evde gluten içeren besinler yoktu. Maya yoktu, kabartma tozu yoktu. Okullar tatil edilince annem (bizi ziyarete gelmişti) marketten bakliyat, un vs birer paket alıp eve atmıştı. Normal bir alışveriş gibi. Stok diye bir şey değil yani. Neyse maya bulamamış, bende o günden beri markette maya bulamadım hiç. Ve geçen gün dolabı toparlarken 1 paket mayanın kutunun dibinde kalmış olduğunu gördüm. 

Nerede kullanacağıma karar verememiştim ki, bu sabah kalkınca Çernobil'de orman yangını (birkaç gündür biliyordum) ve 15'inden itibaren Marmara Bölgesine hava olayları görünce, glutensiz beslenmek buraya kadar, o son paketi kullanayım dedim ve you tube da görüp aklıma not ettiğim Kazakistan pişisini yapayım dedim. Bu arada Trakya'da pişiye lokma deniyor, biz İç Anadolu insanı mayalı deriz. 

Gelelim tarife:

(Bir dönem okulda yan branşım yiyecek içecek derslerine girdim, o yüzden açıklayıcı yazmaya çalışacağım)

Ön hazırlık: 

Normal bir su bardağı ile

- 1 bardak ılık süt
- 1 bardak ılık su
- 1,5 yemek kaşığı toz şeker (orijinal tarifte 2 yemek kaşığı ama bence çok şekerli olmuş tadı)
- 1 paket instant maya (ben Dr. Oetker kullandım)
- 1 bardak un (elenmiş olursa daha iyi olur)

Bu malzemeler elde tel çırpıcı ile çırpılıp, ağzı kapatılarak en az 15 dakika oda sıcaklığında bekletilir. Maya bu esnada ılık malzemeler ve şekerin etkisiyle aktifleşip, çoğalmaya başlayacak.

İkinci aşama:

Ön hazırlıkla aktifleşen karışımın içine (yukarıdakinden bahsediyorum), 

- yarım çay bardağı sıvı yağ
- 1 yumurta
- 1 tatlı kaşığı tuz
-ve yumuşak ve pürüzsüz bir hamur elde edinceye kadar azar azar eklediğimiz aldığı kadar un. 

İlk üç malzemeyi ekleyip, unu azar azar eleyerek ekleyiniz. Hamur ne zaman toparlanıp ben oldum der farkına varırsınız zaten.

Bu hamurumuzu yine üstünü örtüp en az yarım saat dinlendiriyoruz. (Öneri: ben kapaklı bir hamur kabı almıştım, hamuru bunun içinde hazırlayıp dinlendirme aşamasında üstüne buzdolabı poşetini bir tarafından keserek tek kat yapıyorum ve hamurun üstünü örtüyorum. Kabın kapağını kapatıyorum. Bu işlemden sonra buzdolabı poşetini atmayın lazım olacak).

Üçüncü aşama:  

Artık elimizde mayalanmış bir hamurumuz var. Bu aşamada tekrar yoğuruyoruz. Hamur bozulmuyor, korkmadan yoğurun. Tezgaha un dökerseniz yapışmayı önlersiniz. Daha sonra hamuru açıyoruz (ben merdane kullandım, oklava da olur)  ve çay bardağının ağzıyla kesiyoruz. Benim kurabiye kalıbım vardı, onunla yaptım. arada kalan hamuru tekrar toparlayıp, açıp, tekrar kesiyoruz. Kestiğimiz parçaları üzerini örterek (o buzdolabı poşetini biraz önce atmadınız umarım) 15 dakika daha bekletiyoruz.

Son aşama: 

Yağımızı kızdırıyoruz. Orta ateşte (hızlı ateş olursa içi pişmez) hamurlarımızı pişiriyoruz ve en son yiyoruz. :)

Afiyet olsun. 

Not: İçine bolca sevgi katın.

12 Nisan 2020 Pazar

Brenda Novak – Whiskey Creek Serisi 5 - Bir Kış Büyüsü


İngilizce Adı: Take Me Home for Christmas

Seri: Whiskey Creek Serisi 5

Basım Tarihi: Haziran, 2019

Yayınevi: Martı

Sayfa Sayısı: 431

Çeviri: Betül Cevahircioğlu

Konusu: 

Affetmek, olan biteni geçmişte bırakıp, geleceğe umutla ve özgürce bakmanın diğer adıdır.

Yeni yıl kimileri için yüzleşmek, kimileri içinse yenilenmek anlamına gelir. Kasabanın kötü kızı olarak tanınan Sophia hem kendiyle, hem hayatıyla, hem de sahip olduklarıyla yüzleşecektir. 

Dışarıdan masal gibi bir hayata sahip, sınırsız imkânları olduğu düşünülen Sophia, kocasının bir gece yarısı ortadan kaybolmasıyla bu rüyadan uyanır.

FBI’ın da olaya dahil olmasıyla ciddi bir soruşturmanın içerisinde kendini bulan Sophia ve kızı çok da bilmedikleri gerçek yaşamın ağır sonuçlarıyla yüz yüze gelirler. Her şeye yeniden başlayan Sophia, hayatını da bu fırsatta gözden geçirmeye kararlıdır.

Bir zamanlar büyük hayal kırıklığına uğrattığı eski aşkı Ted ve uzun zamandır bir araya gelmediği arkadaşlarıyla yeniden karşılaşır. Kaybettiklerini geri kazanmanın mücadelesini veren Sophia, yeni hayatında aşkın, birine güvenmenin ve affetmenin mümkün olup olmadığını bu sayede sorgulama imkânı bulacaktır.

"Bu hikâye ve karakterlerden bir an olsun uzaklaşmak istemeyeceksiniz."
Reader to Reader Reviews

"Yine Whisky Creek’teyiz ve yine duygusal, tutku dolu, sımsıcak yaşamlara Brenda Novak sayesinde yol alıyoruz."
Library Journal on Dead Right

"Brenda Novak romanlarında küçük, sevimli kasabanın cazibesini o kadar iyi yansıtıyor ki kendimi onun kitaplarını okumaktan alıkoyamıyorum… Novak asla hayal kırıklığına uğratmaz."
RT Book Reviews


Yorumum: 

Uzun uzun zamanlar beklediğimiz, çıkacak, çıkmak üzere eli kulağında dendikten yaklaşık beş ay sonra kavuştuğumuz, çok sevdiğimiz Brenda Novak Bir Kış Büyüsü'nü @okuyan_kadinlar_kulubu nden romantik seven birkaç arkadaşla okuduk.

Her birini ayrı sevdiğimiz serinin bu kitabı yaklaşık iki yıl sonrada geçiyor. Zaman olarak Cheyenne ile Eve arasında geçen konuşmalardan anlıyoruz bunu.

Daha önceki kitapta Sophia'nın eşinden şiddet gördüğünün sinyallerini almıştık. Kasabanın gençlik yıllarında yaptıklarından dolayı sevilmeyen kızı Sophia, Whiskey Creek arkadaş grubundan Ted'in de kalbini kırmış, canını yakmıştır geçmişte.

Fakat geçen yıllarda mutsuz evliliği ile ona cezaların en büyüğü olmuş ve Ted'e yaptıklarının cezasını çekmiştir.

Sophia, eşi Skip'in evlilik yıldönümü için çıktıkları yolculukta yanına bir miktar para alarak kaçarken boğulmasıyla beş parasız ortada kalakalır. Skip, Whiskey Creek sakinlerini de dolandırmış ve iflas etmiştir üstelik. Bu durumda kasaba Sophia'ya karşı ayaklanır ve evini bile yağmalarlar. Eve, Ted'e ısrar ederek evine kahya olarak Sophia'yı aldırır. Ama eski aşıklar yine yakınlaşmaya birbirlerine karşı hislerini hatırlamaya başlarlar. Peki Ted ne yapar? Başka birine çıkma teklif eder. Çünkü bu şekilde kalbini koruyacağını düşünüyordur 🤨 Sonuç arada 3. bir kişiyi mutsuz eden başarısız bir girişim. 🤯

Kitapta en çok Sophia karakterini sevdim. Ayakta kalma çabası, ben dün kasabanın en zenginiydim demeden mütevazi bir şekilde ev temizleyip yemek yapan, çocuğunun üstüne titreyen.
Sonuç olarak Şef Stacy ve Eve'e kızarak, Sophia'ya hayran olarak, Ted'e sinir olarak kitabı bitirdim. Yine de güzeldi. Umarım 6 numara için uzun zaman beklemeyiz.

11 Nisan 2020 Cumartesi

Susan Elizabeth Phillips


Susan Elizabeth Phillips, 11 Aralık 1948’de Cincinnati, Ohio ABD’de dünyaya gelmiştir. Ohio Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olduktan sonra ilk çocuğu dünyaya gelene kadar bir ortaokulda drama, konuşma ve İngilizce dersleri vermiştir.

1976’da New Jersey’e taşındığında komşusu Claire Lefkowitz ile tanışmıştır. İkili sık sık sevdikleri kitaplardan söz etmeye başlamışlar ve en sonunda da beraber bir kitap yazmaya karar vermişlerdir. İkili birkaç ay sonra bir tarihi aşk romanı yazmaya başlamışlardır. İlk kitapları The Copeland Bride Justine Cole ismiyle 1983’te basılmıştır.

Bundan sonra yazmayı çok eğlenceli bulan Phillips arkadaşı Claire’in ailesiyle birlikte taşınması üzerine tek başına bir hikaye yazmaya başlamıştır. Kendi ismiyle çıkardığı kitaplar son derece başarılı olmuş ve USA Today ve New York Times’ın en çok satanlar listesine girmeyi başarmıştır.

Yazar, Romance Writers of America’da 5 kez Yılın En İyi Kitabı Ödülünü kazanarak bir ilke imza atmıştır. 2006 yılında ise Amerikanın Romantik Yazarları Ödülünde Yaşam Boyu Başarı ödülüne layık görülmüştür.

Phillips ve kocası Bill lisede tanışmışlardır ve 2 erkek çocuk sahibidirler ve Chicago’da yaşamaktadırlar.

Kitapları: